17
Aug

Yalınayak başıkabak

bırak bu ayakları

İnsan rahata çabuk alışıyor, tatilden döneli neredeyse iki hafta olacak, hala pantolona ayakkabıya adapte olamadı bünye, rölantide geçirdiğim zamanları iç geçirerek, özlemle anıyorum… Devamı gelecek seneye inşallah.

13
Aug

Vuslat..

Bugün ilk göz ağrımla bir araya geldik yeniden. Beklemediğim bir anda, uzun bir ayrılıktan sonra yeniden O`nu görecek olmanın tatlı huzursuzluğunu yaşadım bütün gün. İlgilenmem gereken bir sürü işle ilgilenir, görüşmem gereken bir sürü insanla görüşür, konuşurken, aklımın kendime özel kalan ufak bir yerinde hep O vardı. Değişmiş miydi acaba, iki yıl oluyordu neredeyse, huyu, suyu aynı mıydı ki?

Öğleden sonra buluştuk nihayet, bir yandan geçmemişti vakit, bir yandan da gözümü açıp kapayıncaya kadar karşımda buluvermiştim işte O`nu.

Hasret giderdik uzun uzun. Aynıydı, değişmemişti, unuttum zannettiğim tavırlarına, duruşlarına, sesine aslında ne kadar aşina olduğumun farkına vardım. Gariptir; O`ndan sonrakiler, arada yapılan kaçamaklar sanki üzerini örtmüştür, aklımdan silmiştir diye zannediyordum iki buçuk yıllık birlikteliğimizden bana kalanları, hepsi teker teker geldi aklıma.

Dedikleri doğru cidden, insanın ilk göz ağrısı bir başka oluyor. 

05
Jul

İlaca gel

Prozac, Xanax, Diyazem neyim hikaye arkadaş, ilaç budur:

fukitol

25
Jun

Asansör İki ya da “it ain`t over till it is over.”

   …Efendim iyi günler, harala güreleden fırsat bulup da şuraya girip iki satır yazamadım bir kaç gündür, (yalandan kim ölmüş).

   Çok uzatamayacağım bu sefer, mevzu enteresan, yorumları size bırakıyorum: Aşağıdaki girintiyi yazıp blog`a eklediğim günün akşamüstü tekrar asansörde mahsur kaldım. Bu üçüncü oldu. Yalnız bu sefer yine aşağıda yazdığım üzere kendi başıma kurtulmayı başaramadım, kalleş hurda beni alt etti. Sıcak, havasız, ufak kutuda yaklaşık bir yirmi, yirmibeş dakika geçirdikten sonra romen teyze tarafından kurtarıldım.

   Hayat insana çok garip zamanlarda çok garip şekillerde “humility” dersleri veriyor, apışıp kalıyorsunuz.

20
Jun

Asansör

   Bugün sabah (aslında dün sabah oluyor) asansörde kaldım. Buradaki apartmanın asansörü antik bir miktar, ayrıca angut; binip düğmeye bastıktan yaklaşık bir 5 ila 7 saniye sonra anlayıp harekete geçiyor. Bugün ise iyice kitlendi, hiç anlamadı. Kapısı kapandı ama hareket etmedi dangalak makine. Bir müddet bekledim, farklı katların düğmelerine falan bastım, yok bir aksiyon. Daha sonra asansörün kapısına baktım; iki yandan kayarak ortada kapanan duble kapılardan. “Lan” dedim, “ben bunu açarım”.

   Velhasılkelam, sırt çantamı çıkardım, kapının üzerinde tutup da sağlamcana yüklenebileceğim bir sap kol girinti çıkıntı vs de yok aksi gibi, powergrip yapamıyorum (ergonomik terim kullanırım, alırım aklınızı). Osmanlı tokadı modeli kapılara ful avuç temas sağlamak suretiyle sürtünmeden optimum fayda sağlayaraktan yüklenmeye başladım. Birini sağa birini sola itiyorum, kastım, yüklendim, olmadı. Daha doğrusu kapılar yaklaşık bir beş ila yedi santim kadar açılıyor, ve fakat ben yorulup da koyverdiğim zaman geri kapanıyor…

  …Daha önce aynı şey başıma geldiğinden mütevellit, en azından başka bir kurtulma opsiyonu olduğunu biliyorum; asansörün kapı zili modeli alarmını çalıyorsunuz, romen kapıcı teyze gelip sizi çıkarıyor kabinden. Bırbır bişeyler diyor, anlamıyosunuz, “mersi mersi” diyip gidiyosunuz…Alarm düğmesi gözüme ilişti yine, “Bassam mııı? Basmasam mı?” diye düşünüyorum: Basacağım, alarm çalacak, teyze gelecek, kapıyı açacak, dışarı çıkacağım, vs. “Easy way out” olacak bir nevi.

   Basmadım. Kapıya tekrar yüklendim, diğer olası senaryonun az önce yukarıda saydığım sekansları birer birer gözümün önünden geçmek suretiyle titreyip kendime gelmeme, aslında kapıları açacak kuvvete sahip olduğumu farketmeme, ve en nihayetinde kapıları yenmeme önayak oldu; kapıları yanlamasına girebileceğim kadar açmayı, ellerimi kapıların üzerinden çekmemle kapıların tekrar kapanmaları arasında geçen kısa sürede o aralığa yanlamasına girmeyi, ardından ayaklar ve vücüdumun geri kalanıyla kapıları topyekün açıp dışarı çıkmayı başardım. Tabi bu esnada asansör harekete geçebilir, ben ortadan ikiye bölünmek durumunda kalabilirdim, o ayrı.

  Bu yaşadığım ufak çaplı klostrofobik kriz karşısında takındığım tavrın analizlerini belki gelecek girintilerde yaparım, belki de yapmam, bilemiyorum. Şimdilik bu kadar.

15
Jun

Dönüşün…

http://www.coucoucircus.org/da/generique.php?id=684

4 Temmuz`da film geliyor, bakalım, üzüntü ve muz kabuğu mu olacak yoksa beğenecek miyiz? Bekliyoruz.

07
Jun

Ürperin…

06
Jun

Köhnestence`ye dönüş hazırlıkları, 1. gün

Bugün akşam pasaportu alıyorum nihayet, geri dönüş yolu iyice gözüktü. Pazartesi sabah da uçacağım, bileti falan ayarladım.

Bir yandan buradaki işlerin derlenip toparlanması var, bir yandan oradaki işler, cartlar curtlar….

Çok ayak diredim bu sefer, gitmeden paçayı sıyırabilir miyim diye, ve fakat olmayacak sanırım. Memnuniyetsizlik diz boyu.

Bildirmeye devam ediciim..

15
May

Ankaraaaaahh ulan ah…

Ya pek bi güzel olmuş buralar, böyle yaz gelmiş, havalar ısınmış, herkesler dışarılara çıkmışlar..

Geldim, bir on gündür falan buralardayım, daha da buralardayım gibi, vize mize işleri cart curt bekliyoruz bakalım. Şimdilik böyle. Blog`u da ihmal etmişiz, bi geleyim tozunu alayım dedim üstünkörü.

24
Apr

Salı sallanır

Rihter halt etmiş ölçmekte, gelsin görsün bakayım salı nasıl sallanıyor. Ona göre kalibre etsin ölçeğini. Denyo.




nedir yani?

Aha budur, başlıkta da okuduğunuz üzere gerekli gereksiz her bi şeyi bulabilme ihtimaliniz vardır. Ana tema "can sıkıntısı" veya daha avam tabirle "boş kalan bakkal toşbillerini tartarmış" olarak açıklanabilir. Okursanız hayatınız değişmez, okumazsanız bişey kaybetmezsiniz. Üstüste üç taneden fazla girinti okumak bulantı, kusma, baş ağrısı, nefes ve iç daralmasına sebep olabilir, demedi demeyin.

naadar tıhlandı?

  • 3,359 tıh